TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

İBRAHİM ATAŞ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/1235)

 

Karar Tarihi: 18/6/2013

 


BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

 

Başkan

 :

 Serruh KALELİ

Üyeler

 :

 Mehmet ERTEN

 

 

 Zehra Ayla PERKTAŞ

 

 

 Burhan ÜSTÜN

 

 

 Nuri NECİPOĞLU

Raportör

 :

 Selami TURABİ

Başvurucu

 :

 İbrahim ATAŞ

Vekili

 :

 Av. Mesut BEŞTAŞ

 

 

I.        BAŞVURUNUN KONUSU

1.      Başvurucu, terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçundan yargılandığı Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin uyarlama davasında, mahkemenin, indirim sebeplerindeki takdir yetkisini, yeterli gerekçeye dayanmadan üst sınır yerine alt sınırdan kullanması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II.     BAŞVURU SÜRECİ

2.       Başvuru, 7/1/2013 tarihinde Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3.      Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 11/6/2013 tarihinde başvurunun karara bağlanması için Bölüm tarafından ilke kararı alınması gerekli görüldüğünden, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 33. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III.  OLAY VE OLGULAR

A.    Olaylar

4.      Başvuru dilekçesindeki ilgili olaylar özetle şöyledir:

5.      Terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçu nedeniyle hakkında açılan ve Diyarbakır 5. Ağır Ceza  Mahkemesinde görülen kamu davasında 13/12/2007 tarih ve E.2006/128, K.2007/464 sayılı kararla başvurucu 6 yıl 3 ay hapis cezasına mahkum edilmiştir.

6.      Başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 31/5/2012 tarih ve E.2009/13445, K.2012/7148 sayılı ilamıyla Diyarbakır 5. Ağır Ceza  Mahkemesinin kararı onanmış ve karar aynı tarihte kesinleşmiştir.

7.       Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, 4/7/2012 tarih ve 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un 85. maddesiyle 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 220. maddesinin (6) numaralı fıkrasında yapılan değişiklerin lehe hükümler içermesi nedeniyle hükümlü hakkında verilen cezanın yeniden değerlendirilmesi talebinde bulunmuştur.

8.      Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, 14/9/2012 tarih ve E.2006/128, K.2007/464 sayılı Ek Kararı ile yeniden değerlendirme yaparak anılan Kanun hükümleri uyarınca örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçundan verdiği önceki mahkumiyet kararını iptal ederek yeniden hüküm kurmuş ve atılı suçtan dolayı yasada öngörülen takdiri indirimi 1/6 oranında uygulayarak neticeten başvurucuyu 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezasına mahkûm etmiştir.

9.      Kararın gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:

".

Suç ve Cezada kanunilik ilkesinin gereği olarak, hükümlüler hakkındaki cezadan indirim yapılması için gerekli koşulların kanunda sayılması gerekir. Ancak kanun koyucu tarafından 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 220/6. Maddesinin ikinci cümlesindeki takdiri indirim düzenlemesi yapılırken, indirim koşulları sayılmamıştır. Bu durumda kanun koyucu hakime, indirim oranının belirlenmesinde olayı ve suçluyu hukuki normları kıstas alarak adil ve insaflı bir oranın tespitinde özgür bırakmıştır.

Buna göre mahkememizce; suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer ve zaman, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, suçun işlenmesinde kullanılan araç, suç konusunun önem ve değeri, failin kusurunun ağırlığı kıstasları dikkate alınarak indirim oranı tespit edilmiştir.

Hükümlülerin, cezalandırılmasına konu edilen silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek eylemi sırasında; güvenlik görevlilerine taş attıklarının anlaşıldığı, bu nedenle suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı, suçun işlenmesinde kullanılan araç, failin kusurunun ağırlığı kıstasları dikkate alınarak verilen cezadan takdiren 1/6 oranında indirim yapılmıştır."

10.  Başvurucu, TCK'nın 220. maddesinin (6) numaralı fıkrasında hâkime tanınan takdir yetkinin gerekçesiz ve keyfi kullanıldığı iddiası ile anılan karara itiraz etmiş, Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi, 1/11/2012 tarih ve 2012/881 Değişik İş sayılı kararı ile Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle itirazın reddine karar vermiştir.

11.  Ret kararının gerekçesi şöyledir:

".

Yukarda sayılan yasal düzenlemeler ve kanun koyucunun indirim oranının belirlenmesinde hakime tanıdığı takdir yetkisi göz önüne alınarak, hükümlüler . İbrahim ATAŞ hakkında 6352 sayılı yasa gereğince verilen Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, 14/9/2012 tarih ve E.2006/128, K.2007/464 karar sayılı ek kararının usul ve yasaya uygun olduğu sonuç ve kanaatine varılarak itirazın reddine karar verilmiştir."

12.  Ret kararı başvurucuya 7/12/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir.

B.     İlgili Hukuk

13.  TCK'nın "Silahlı örgüt" kenar başlıklı 314. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silâhlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir."

14.  TCK'nın "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma" kenar başlıklı 220. maddesinin (6) ve (7) numaralı fıkraları şöyledir:

"(6) Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca örgüte üye olmak suçundan da cezalandırılır. Örgüte üye olmak suçundan dolayı verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.

(7) Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Örgüt üyeliğinden dolayı verilecek ceza, yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir."

15.  TCK'nın "Cezanın belirlenmesi" kenar başlıklı 61. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"(1)Hâkim, somut olayda;

a) Suçun işleniş biçimini,

b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları,

c) Suçun işlendiği zaman ve yeri,

d) Suçun konusunun önem ve değerini,

e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını,

f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını,

g) Failin güttüğü amaç ve saiki,

Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanunî tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler."

16.  TCK'nın "Takdiri indirim nedenleri" kenar başlıklı 62. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"(2)Takdiri indirim nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurulabilir. Takdiri indirim nedenleri kararda gösterilir."

17.  23/3/2005 tarih ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8. maddesi, 4/12/2004 tarih 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 267 ila 271. maddeleri, TCK'nın 314. ve 220. maddesi, 6352 sayılı Kanun'un 85. maddesi.

IV.  İNCELEME VE GEREKÇE

18.  Mahkemenin 13/6/2013 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 7/1/2013 tarih ve 2013/1235 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A.    Başvurucunun İddiaları

19.  Başvurucu, terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçundan yargılandığı Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/128 esas sayılı uyarlama davasında, mahkemenin indirim sebeplerindeki takdir yetkisini kullanırken üst sınır olan 1/3 yerine alt sınır olan 1/6 üzerinden indirim yaparken yeterli gerekçeye dayanmadığını, kalıp ifadeler kullandığını, takdir yetkisinin kullanılması sırasında somut dosyada yer alan sanığın şahsi hallerini dikkate alıp cezayı kişiselleştirmediğini belirterek Anayasa'nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, yeniden yargılanma ve tazminat talebinde bulunmuştur.

B.     Değerlendirme

20.  Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

21.  Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır."

22.  30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi" kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, . açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir."

23.  Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak mahkeme kararlarının gerekçeli olması, adil yargılanma hakkının bir gereğidir. Derece mahkemeleri, dava konusu maddi olay ve olguların kanıtlanmasını, delillerin değerlendirilmesini, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasını, uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu, sonuca varılmasında kullandığı takdir yetkisinin sebeplerini makul bir şekilde gerekçelendirmek zorundadır. Bu gerekçelerin oluşturulmasında açıkça bir keyfilik görüntüsünün olmaması ve makul bir biçimde gerekçe gösterilmesi hâlinde adil yargılanma hakkının ihlalinden söz edilemez.

24.  Makul gerekçe; davaya konu olay ve olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, olay ve olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı gösterecek nitelikte olmalıdır. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.

25.  Bununla birlikte derece mahkemelerinin, taraflarca ileri sürülen tüm iddialara cevap verme zorunluluğu bulunmayıp, hükme esas teşkil eden gerekçelerin nelerden ibaret olduğunu ortaya koyması yeterlidir. Diğer taraftan  kanun yolu mercilerince; onama, itiraz veya başvurunun reddi kararları verilmesi hâlinde alt derece mahkemelerinin kararlarında gösterdikleri gerekçeler kabul edilmiş olacağından, anılan kararlarda ayrıca gerekçe gösterilmesine gerek bulunmamaktadır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları da bu yöndedir. (Van de Hurk/Hollanda, B.No: 16034/90, 19/4/1994, § 61)

26.  Başvuru konusu olayda, ilk derece mahkemesi kararında, indirim yapılırken 1/6 oranının belirlenmesinin gerekçesi somut olayla da bağlantı kurularak açıklanmış (bkz. § 9), itiraz mercii tarafından da ilk derece mahkemesinin kararı hukuka aykırı bulunmayarak kararın gerekçesi kabul edilmiştir (bkz. § 11). Dolayısıyla derece mahkemelerinin kararlarında yer verilen gerekçenin yetersiz veya keyfi olduğu söylenemez.

27.  Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar çerçevesinde bir temel hak ihlalinin olmadığı anlaşıldığından, başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin "açıkça dayanaktan yoksun olması" nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

V.     HÜKÜM

Başvurunun, "açıkça dayanaktan yoksun olması" nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, 13/6/2013 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

 

Başkan

Serruh KALELİ

Üye

Mehmet ERTEN

Üye

Zehra Ayla PERKTAŞ

 

 

 

Üye

Burhan ÜSTÜN

Üye

Nuri NECİPOĞLU