TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

TEDBİRE İLİŞKİN ARA KARAR

 

 

A. I. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2017/17174)

 

 

Karar Tarihi: 11/4/2017

 

 

 

 

 

 

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

ARA KARAR

                                                                         

                                                                                                   GİZLİLİK TALEBİ KABUL

 

Başkan  

 :

 Engin YILDIRIM

Üyeler

 :

 Serdar ÖZGÜLDÜR

 

 

 Osman Alifeyyaz PAKSÜT

 

 

 Muammer TOPAL

 

 

 M. Emin KUZ

Raportör

 :

 Sinan ARMAĞAN

Başvurucu

 :

 A. I.  (Özbekistan Vatandaşı)

Vekili

 :

 Av. İbrahim ERGİN

 

I.   BAŞVURUNUN KONUSU

1.         Başvuru, sınır dışı kararının uygulanması hâlinde işkence ve kötü muamele yasağı ile yaşam hakkının ihlal edileceği iddialarına ilişkindir.

2.         Başvurucu, sınır dışı edilmesine dair kararın tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmektedir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

3.         Başvuru, 27/3/2017 tarihinde Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesi aracılığıyla yapılmıştır.

4.         İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, başvurucunun tedbir talebinin Bölüm tarafından karara bağlanması gerekli görüldüğünden, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün (İçtüzük) 73. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5.         Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

6.         Başvurucu, 1995 doğumlu olup Özbekistan vatandaşıdır.

7.         Başvurucu, DAEŞ silahlı terör örgütüne üye olma suçu kapsamında yürütülen soruşturmada şüpheli S.K.’nın bulunması amacıyla İstanbul 13. Sulh Ceza Hâkimliğinin 9/3/2017 tarihli kararına istinaden İstanbul İli Pendik İlçesi K. Mahallesinde bulunan evde yapılan aramada ikisi Türk vatandaşı onu yabancı uyruklu olmak üzere toplam on iki kişi ile birlikte yakalanmıştır.

8.         Başvurucunun, 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 54. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d), (h) ve (k) bentleri uyarınca, “Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar”, “Türkiye’ye yasal giriş veya Türkiye’den yasal çıkış hükümlerini ihlal edenler” ve “Uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından tanımlanan terör örgütleriyle ilişkili olduğu değerlendirilenler” kapsamında olduğu değerlendirilerek İstanbul Valiliğinin 14/3/2017 tarihli ve 72104824-000-E.20415 sayılı kararı ile sınır dışı edilmesine ve idari gözetim altına alınmasına karar verilmiştir.

9.         Başvurucu söz konusu işlemin iptali için dava açtığına dair bir beyanda bulunmamıştır.

10.     Başvurucu, ülkesine iadesinin yaşamı ile maddi ve manevi bütünlüğü bakımından tehdit oluşturacağını, işkence ve kötü muamele göreceğine dair ciddi bir risk olduğunu belirterek 27/3/2017 tarihinde tedbir talepli bireysel başvuruda bulunmuştur.

11.     Başvurucu, Özbekistan vatandaşı olduğunu, ülkesinde dini hassasiyeti olan kişilere karşı baskıcı bir rejim olduğunu, hiçbir yasa dışı faaliyeti olmamasına karşın babasının devlet yetkililerince tutuklandığını ve işkence ile öldürüldüğünü bildirmiştir. Babasının öldürülmesinden sonra devlet baskısının arttığını, bu nedenle annesinin de ülkesini terk etmek zorunda kaldığını, o tarihte yaşının küçük olmasından dolayı ülke dışına çıkamadığını; fakat, büyüdükten sonra annesinin yurt dışına çıkması nedeniyle kendisinin de sorgulandığını ve aralıklarla gözaltına alındığını ifade etmiştir. Artan baskılara daha fazla dayanamadığını belirten başvurucu eşini ve çocuğunu geride bırakarak 28/2/2017 tarihinde Türkiye’ye sığındığını beyan etmiştir.

12.     Başvurucu, sınır dışı edilirse işkence göreceğini, hatta infaz edilebileceğini iddia etmiş; Özbekistan’da yaşanan insan hakları ihlalleriyle ilgili İnsan Hakları İzleme Örgütünün ve Uluslararası Af Örgütünün raporlarına ilişkin haber metinleri ibraz etmiştir.

13.     Anayasa Mahkemesi, başvurucu tarafından sunulan bilgileri dikkate alarak sınır dışı işleminin 18/4/2017 tarihine kadar geçici olarak durdurulmasına karar vermiş olup ayrıca eldeki bilgilere göre tedbir hususunu sağlıklı bir şekilde karara bağlamaya yeterli nitelikte olmadığını gözeterek Göç İdaresi Genel Müdürlüğünden başvurucunun durumuyla bilgi ve belge istemiştir. Bununla birlikte başvurucunun avukatından başvuru formunda belirtilen hususlara ilişkin tüm bilgi ve belgeleri Mahkememize göndermesi ve başvurucunun kişisel durumunun somutlaştırılması istenilmiştir.

14.     Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün 3/4/2017 tarihli ve 15716 sayılı cevabi yazısında, başvurucu hakkında yürütülen idari ve yargısal süreçten bahsedilip ayrıca başvurucunun yasal olmayan yollardan ülkeye giriş yaptığı belirtilmiştir.

15.     Başvurucu avukatı, kısa süreli tedbir kararı verilmesi sonrasında başvuru formunda belirttiği hususlara ilişkin olarak farklı bir bilgi veya belge sunmamıştır.

 

 

 

 

 

IV. İLGİLİ HUKUK

16.     6458 sayılı Kanun’un -29/10/2016 tarihli ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 676 sayılı KHK’nın 35. maddesiyle değişen- “Sınır dışı etme kararı” kenar başlıklı 53. maddesi şöyledir:

“(1) Sınır dışı etme kararı, Genel Müdürlüğün talimatı üzerine veya resen valiliklerce alınır.

(2) Karar, gerekçeleriyle birlikte hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancıya veya yasal temsilcisine ya da avukatına tebliğ edilir. Hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancı, bir avukat tarafından temsil edilmiyorsa kendisi veya yasal temsilcisi, kararın sonucu, itiraz usulleri ve süreleri hakkında bilgilendirilir.

(3) Yabancı veya yasal temsilcisi ya da avukatı, sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde idare mahkemesine başvurabilir. Mahkemeye başvuran kişi, sınır dışı etme kararını veren makama da başvurusunu bildirir. Mahkemeye yapılan başvurular on beş gün içinde sonuçlandırılır. Mahkemenin bu konuda vermiş olduğu karar kesindir. Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde ‘54 üncü maddenin birinci fıkrasının (b), (d) ve (k) bentleri ile ikinci fıkrası kapsamındakiler hariç’ (676 sayılı KHK’nın 35/1. maddesiyle eklenen cümle) yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez.

17.     6458 sayılı Kanun’un -676 sayılı KHK’nın 36. maddesiyle değişen- “Sınır dışı etme kararı alınacaklar” kenar başlıklı 54. maddesi şöyledir:

(1) Aşağıda sayılan yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınır:

a) 5237 sayılı Kanunun 59 uncu maddesi kapsamında sınır dışı edilmesi gerektiği değerlendirilenler

b) Terör örgütü yöneticisi, üyesi, destekleyicisi veya çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi, üyesi veya destekleyicisi olanlar

c) Türkiye’ye giriş, vize ve ikamet izinleri için yapılan işlemlerde gerçek dışı bilgi ve sahte belge kullananlar

ç) Türkiye’de bulunduğu süre zarfında geçimini meşru olmayan yollardan sağlayanlar

d) Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar

e) Vize veya vize muafiyeti süresini on günden fazla aşanlar veya vizesi iptal edilenler

f) İkamet izinleri iptal edilenler

g) İkamet izni bulunup da süresinin sona ermesinden itibaren kabul edilebilir gerekçesi olmadan ikamet izni süresini on günden fazla ihlal edenler

ğ) Çalışma izni olmadan çalıştığı tespit edilenler

h) Türkiye’ye yasal giriş veya Türkiye’den yasal çıkış hükümlerini ihlal edenler

ı) Hakkında Türkiye’ye giriş yasağı bulunmasına rağmen Türkiye’ye geldiği tespit edilenler

i) Uluslararası koruma başvurusu reddedilen, uluslararası korumadan hariçte tutulan, başvurusu kabul edilemez olarak değerlendirilen, başvurusunu geri çeken, başvurusu geri çekilmiş sayılan, uluslararası koruma statüleri sona eren veya iptal edilenlerden haklarında verilen son karardan sonra bu Kanunun diğer hükümlerine göre Türkiye’de kalma hakkı bulunmayanlar

j) İkamet izni uzatma başvuruları reddedilenlerden, on gün içinde Türkiye’den çıkış yapmayanlar

k) Uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından tanımlanan terör örgütleriyle ilişkili olduğu değerlendirilenler. (676 sayılı KHK’nın 36/1. maddesiyle eklenen bent)

 (2) Bu maddenin birinci fıkrasının (b), (d) ve (k) bentleri kapsamında oldukları değerlendirilen uluslararası koruma başvuru sahibi veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler hakkında uluslararası koruma işlemlerinin her aşamasında sınır dışı etme kararı alınabilir. (676 sayılı KHK’nın 36/1. maddesiyle değişen 2. fıkra)

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18.     Başvuru formu ve ekleri incelenip tedbir talebi hakkında gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

19.     Başvurucu, hakkında verilen sınır dışı kararının gerekçesinin doğru olmadığını, sınır dışı edilirse yaşamı ile maddi ve manevi bütünlüğünün tehlikeye gireceğini, işkence ve kötü muamele görme riskinin bulunduğunu belirterek tedbir kararı verilmesini; kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli tutulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Adli Yardım Talebi Yönünden

20.     Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

2. Sınır Dışı İşlemi Yönünden

21.     30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 49. maddesinin (5) numaralı fıkrası ve İçtüzük’ün “Tedbir kararı” başlıklı 73. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre; başvurucunun yaşamına ya da maddi veya manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlike bulunduğunun anlaşılması hâlinde, Bölümlerce resen veya başvurucunun talebi üzerine gerekli tedbirlere karar verilebilir.

22.     Anayasa Mahkemesi, sınır dışı işlemlerine karşı yapılan başvurularda, geri gönderilen ülkenin koşullarını dosyaya sunulan bilgi ve belgelerle sınırlı kalmaksızın ulusal ve uluslararası kuruluşların ve hükümetlerin düzenlemiş olduğu insan hakları raporlarından da yararlanmak suretiyle resen araştırmaktadır (Leyla Dogot [TK]B. No:2015/11252, 10/7/2015, § 14; Eiza Kashkoeva [TK]B. No:2016/9483, 25/5/2016, § 17). Bununla birlikte kural olarak menşe ülkede karşılaşılabilecek kişisel risklerin ve buna ilişkin somut bilgilerin başvurucular tarafından Anayasa Mahkemesine sunulması gerekir.

23.     Somut olayda başvurucu, sınır dışı edilmesi hâlinde, ülkesinde baskı ve zulme maruz kalacağını ileri sürmüş; ancak, bu konuda iddialarını ve kişisel durumunu somutlaştıracak yeterli bilgi ve belge ortaya koyamamıştır. Başvurucunun Özbekistan’a sınır dışı edilmesi halinde yaşamına ya da maddi veya manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlike bulunduğu dosya kapsamından anlaşılamamıştır.  

24.     Açıklanan nedenlerle, tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerekir. Engin YILDIRIM bu görüşe katılmamıştır.

VI. HÜKÜM

A.       Başvurucunun kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,

B.       Başvurucunun, adli yardım talebinin KABULÜNE,

C.       Tedbir talebinin REDDİNE,

D.   Kararın bir örneğinin başvurucuya ve Göç İdaresi Genel Müdürlüğüne tebliğine,

       11/4/2017 tarihinde Engin YILDIRIM’ın karşı oyu ve OYÇOKLUĞUYLA karar verildi.

 

 

Başkan

Engin YILDIRIM

Üye

Serdar ÖZGÜLDÜR

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

                                                                   

 

 

 

                       

Üye

Muammer TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

EK GEREKÇE

 

            Başvurucunun sınır dışı edilmesine ilişkin kararın tedbiren durdurulması konusundaki talebinin reddine yönelik karara katılmakla birlikte, ilave olarak aşağıdaki hususların da belirtilmesinde yarar görüyorum.

            Başvuru formunda başvurucunun ülkemize yasal olarak giriş yaptığı belirtilmekte (§ 3) ise de, başvurucu hakkında Göç İdaresi Genel Müdürlüğünden alınan yazıdan  ülkemize yasal olmayan yollardan girdiği anlaşılmaktadır.

            Böylece başvurucunun, kişisel durumuna ilişkin iddialarını ayrıntılı olarak açıklamadığı gibi verdiği en temel bilgilerden birinin de gerçek durumuyla örtüşmediği görülmektedir. Başka bir ifadeyle başvurucunun, AİHM kararlarında belirtilen “kişisel durumuna ilişkin iddialarını ayrıntılı şekilde açıklama” yükümlülüğünü yerine getirmediği ve bu durumun başvurucunun açıklamalarının güvenilirliğini zayıflattığı görülmektedir.

            Sonuç olarak, başvurucunun kişisel durumuna ilişkin iddialarının ayrıntılı ve makul olmadığı, çelişkili olduğu ve geri gönderileceği ülkede kişisel durumu sebebiyle gerçek bir kötü muamele riski altında bulunması sebebiyle tedbir kararı verilmesine yeterli nitelikte bilgi ve belge bulunmadığı anlaşılmaktadır (benzer yöndeki başka bir kararımız için bkz. F.R., B. No: 2016/4405, 15/2/2017, §§ 81-87).  

 

 

Üye

M. Emin KUZ