TÜRKİYE CUMHURİYETİ

 

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

 

 

 

TEDBİRE İLİŞKİN ARA KARAR

 

 

 

 

ZEKİ HAKAN NEBİOĞLU BAŞVURUSU

 

(Başvuru Numarası: 2015/2418)

 

 

Karar Tarihi: 24/4/2015

 

 

 

 

 

 

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

ARA KARAR

 

           

Başkan  

 :

 Burhan ÜSTÜN

Üyeler

 :

 Nuri NECİPOĞLU

 

 

 Hicabi DURSUN

 

 

 Erdal TERCAN

 

 

 Hasan Tahsin GÖKCAN

Raportör

 :

 Cüneyt DURMAZ

Başvurucu

 :

 Zeki Hakan NEBİOĞLU

Vekili

 :

 Av. Ömer Faruk AKBIYIK

 

 

I.        BAŞVURUNUN KONUSU

1.       Başvurucu, hastalığı nedeniyle hayati tehlike içinde bulunmasına rağmen infazın ertelenmesi talebinin reddedilmesinin yaşam hakkını ihlal ettiğini ileri sürülerek, tedbiren infazın ertelenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II.      BAŞVURU SÜRECİ

2.       Başvuru, 9/2/2015 tarihinde yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde, başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3.       Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 31/3/2015 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III.  OLAY VE OLGULAR

A.    Olaylar

4.       Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

5.       Başvurucu hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 244. maddesinde düzenlenen bilişim sistemlerini engelleme, bozma, verileri yok etme ve değiştirme suçundan açılan kamu davasında, İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesi, 1/12/2011 tarihli ve E.2007/364, K.2011/330 sayılı kararı ile başvurucunun üç yıl dokuz ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmetmiştir.

6.       Anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 17/6/2014 tarihli ve E.2013/2566, K.2014/15115 sayılı ilamı ile yerel Mahkeme hükmünü onamıştır.

7.       Başvurucu vekili, 10/11/2014 tarihli dilekçesi ile başvurucunun ileri düzeyde lösemi/kan kanseri olduğunu ve özel hastane raporlarında "toplam altı ay tedavisi sürecek hastanın kalabalık ortamlardan uzak durması, yiyeceklerinin iyi pişmiş, iyi yıkanmış ve hijyenik olması, haftalık kan sayımı yapılması ve sonucun doktora bildirilmesi, ateş 38 derece ve üzeri ise acilen hastaneye yatırılması gereklidir" tespitlerine yer verildiğini belirterek, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 16. maddesinde düzenlenen hapis cezasının infazının hastalık nedeniyle ertelenmesi talebinde bulunmuştur.

8.       İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 12/11/2014 tarihli ve 2014/2-22174 sayılı yazısı ile ''....hükümlünün maruz kaldığı ağır bir hastalık nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız başına idame ettirip ettiremeyeceği hususunun ancak infaza başlama halinde ceza infaz kurumu koşullarında anlaşılacağı değerlendirildiğinden, bu aşamada ......talebin reddine ....'' karar vermiştir.

9.       Anılan karara karşı başvurulan kanun yolu sonrasında İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesi, 20/11/2014 tarihli ve E. 2007/364, K. 2011/330 sayılı ek kararı ile infazın durdurulması talebinin reddine karar vermiştir.

10.   Yapılan itiraz sonrasında İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi, 15/1/2015 tarihli ve 2014/1138 değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar vermiş ve kanun yolları tüketilmiştir.

11.   Karar başvurucu vekili tarafından 4/2/2015 tarihinde öğrenilmiştir.

12.   9/2/2015 tarihinde yapılan bireysel başvuruda süre aşımı bulunmamaktadır.

B.     İlgili Hukuk

13.   5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler" kenar başlıklı 6. Maddesinin (1) numaralı fıkrasının (f) bendi şöyledir:

" (1) Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:

.

f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur."

14.   5275 sayılı Kanun'un "Hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi" kenar başlıklı 16. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

" (1) Akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazı geriye bırakılır ve hükümlü, iyileşinceye kadar Türk Ceza Kanununun 57 nci maddesinde belirtilen sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınır. Sağlık kurumunda geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılır.

(2) Diğer hastalıklarda cezanın infazına, resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunur. Ancak bu durumda bile hapis cezasının infazı, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa mahkûmun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır.

(3) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen geri bırakma kararı, Adlî Tıp Kurumunca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca verilir. Geri bırakma kararı, mahkûmun tâbi olacağı yükümlülükler belirtilmek suretiyle kendisine ve yasal temsilcisine tebliğ edilir. Mahkûmun geri bırakma süresi içinde bulunacağı yer, kendisi veya yasal temsilcisi tarafından ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilir. Mahkûmun sağlık durumu, geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığınca veya onun istemi üzerine, bulunduğu veya tedavisinin yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca, sağlık raporunda belirtilen sürelere, bir süre bulunmadığı takdirde üçer aylık dönemlere göre bu fıkrada yazılı usule uygun olarak incelettirilir. İnceleme sonuçlarına göre geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığınca, geri bırakmanın devam edip etmeyeceğine karar verilir. Geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine, mahkûmun izlenmesine yönelik tedbirler, bildirimin yapıldığı yerde bulunan kolluk makam ve memurlarınca yerine getirilir. Bu fıkrada yazılı yükümlülüklere aykırı hareket edilmesi hâlinde geri bırakma kararı, kararı veren Cumhuriyet Başsavcılığınca kaldırılır. Bu karara karşı infaz hâkimliğine başvurulabilir.

."

15.   Anılan Kanun'un diğer ilgili maddeleri şöyledir:

                   "Hastalık nedeniyle nakil

          Madde 57- (1) Hastaneye sevki zorunlu görülen hükümlü, bulunduğu yere en yakın tam teşekküllü Devlet veya üniversite hastanesinin hükümlü koğuşuna yatırılır.

(2) Bu hastanelere gönderilen hükümlülerin başka yerlerdeki hastanelere sevki, sağlık kurulu raporuyla, acil ve yaşamsal tehlikesi bulunması hâlinde, varsa biri hastalığın uzmanı olmak üzere iki uzman hekim tarafından verilip, başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleştirilemediği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavi gerektiğini açıkça belirten bir raporla mümkündür. Bu durumda da en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilir.

(3) Hükümlünün bu hastanelerde kontrol ve tedavisinin devam edip etmeyeceğinin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi gerekir; aksi hâlde hükümlü ait olduğu kuruma iade edilir.

(4) Hükümlü, acil hâller dışında özel sağlık kuruluşlarında tedavi edilemez. Acil hâllerin varlığı hâlinde Adalet Bakanlığına bilgi verilir.

(5) Hükümlü, sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığı, kurum hekiminin önerisi ve en üst amirinin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla belirlendiği takdirde, başka kurumlara nakledilebilir.

Hükümlünün muayene ve tedavi istekleri

Madde 71- (1) Hükümlü, beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi  olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahiptir. Bunun için hükümlü öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde Devlet veya üniversite hastanelerinin  mahkûm koğuşlarında tedavi ettirilir.

Hükümlünün muayene ve tedavisi

Madde 78- (1) Kurumun  sağlık  koşullarının düzenlenmesi,  hükümlünün acil  veya olağan muayene ve tedavisi kurumun hekimi tarafından yapılır. Genel veya hastalık nedeniyle yapılan tüm muayene ve tedavi sonuçları, sağlık izleme kartına işlenir ve dosyasında saklanır.

(2) Sağlık Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile üniversitelerin sağlık kuruluşları, hükümlülerin tedavileri bakımından gerekli yardımları yapmakla görevlidirler.

     .

Hastaneye sevk

Madde 80- (1) Hükümlünün sağlık nedeniyle hastaneye sevkine gerek duyulduğunda durum, kurum hekimi tarafından derhâl bir raporla ceza infaz kurumu yönetimine bildirilir.

İnfazı engelleyecek hastalık hâli

Madde 81- (1) Kurum hekimi veya görevli hekim tarafından yapılan muayene ve incelemeler sonucunda hükümlünün cezasını yerine getirmesine engel olabilecek hastalığı saptanırsa durum, kurum yönetimine bildirilir."

IV.   İNCELEME VE GEREKÇE

16.   Mahkemenin 24/4/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 9/2/2015 tarihli ve 2015/2418 numaralı bireysel başvurusu tedbir talebi yönünden incelenip gereği düşünüldü:

A.   Başvurucunun İddiaları

17.   Başvurucu, lösemi/kan kanseri hastası olduğunu, hastalığının ileri düzeye ulaştığını, tedavisinin ise ceza infaz kurumu koşullarında sağlanamayacağını, hastalığa dair alınan raporların Adli Tıp Kurumuna gönderilmeksizin erteleme taleplerinin yetersiz gerekçelerle reddedildiğini belirterek, Anayasa'nın 17. ve 56. maddelerinde tanımlanan yaşam, maddi ve manevi varlığını koruma ve sağlıklı yaşam sürme haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tedbir kararı verilerek infazın durdurulması talebinde bulunmuştur.

B.      Değerlendirme

18.   Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasında herkesin, Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve buna ek Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabileceği hükmüne yer verilmiştir.

19.    Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."

20.   6216 sayılı Kanun'un 49. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bölümler, esas inceleme aşamasında, başvurucunun temel haklarının korunması için zorunlu gördükleri tedbirlere resen veya başvurucunun talebi üzerine karar verebilir. Tedbire karar verilmesi hâlinde, esas hakkındaki kararın en geç altı ay içinde verilmesi gerekir. Aksi takdirde tedbir kararı kendiliğinden kalkar."

21.   Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün "Tedbir kararı" başlıklı 73. maddesi şöyledir:

"(1) Başvurucunun yaşamına ya da maddi veya manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlike bulunduğunun anlaşılması üzerine, Bölümlerce esas inceleme aşamasında gerekli tedbirlere resen veya başvurucunun talebi üzerine karar verilebilir.

(2) İncelenen başvurulara ilişkin olarak; resen ya da başvurucunun talebi üzerine dosyanın esası hakkında karar verilmeden önce, tedbir kararına başvurulmaması hâlinde başvurucunun yaşamına ya da maddi veya manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlike bulunduğunun anlaşılması üzerine, Komisyonlarca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesi derhâl yapılarak, tedbir hususunu da karara bağlamak üzere başvuru, ilgili Bölüme gönderilir.

(3) Bölüm, tedbire karar vermesi hâlinde gereğinin ifası için bunu ilgili kişi ve kurumlara bildirir.

(4) Tedbir kararı verilen başvurunun esası hakkındaki kararın en geç altı ay içinde verilmesi gerekir. Tedbirin devamı konusunda yeni bir karar alınmadığında, başvurucunun hakkının ihlal edilmediğine ya da başvurunun düşmesine karar verildiği durumlarda tedbir kararı kendiliğinden kalkar."

22.   Anılan Kanun ve İçtüzük hükümlerine göre başvurucunun yaşamına ya da maddi veya manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlike bulunduğunun anlaşılması üzerine, Bölümlerce esas inceleme aşamasında gerekli tedbirlere resen veya başvurucunun talebi üzerine karar verilebilir. Yaşam hakkı ile maddi ya da manevi bütünlüğünün korunması hakkı Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınmış haklardandır. Yukarıda belirtilen hükümler çerçevesinde tedbir kararı verilebilmesi için başvurucunun yaşamına ya da maddi veya manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlike bulunduğunun anlaşılması gerekir.

23.   Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte bir kanun yolu olup kural olarak ancak kesinleşmiş işlemler aleyhine bu yola başvurulabildiğinden, bu yola gidilmesinin bireysel başvuru konusu işlem ve kararların uygulanması üzerinde herhangi bir etkisi yoktur. Ancak bir işlem ya da kararın uygulanması halinde bireyin anayasal haklarının ihlali yönünde ciddi bir tehlike ortaya çıkacaksa, 6216 sayılı Kanun ile Mahkemeye bu tehlikeyi önlemek amacıyla tedbir kararı verme yetkisi tanımıştır. Bu yönüyle tedbir yetkisi istisnai bir yetki olup, ancak işlem veya kararın uygulanması halinde yaşam hakkına ya da bireyin maddi ve manevi bütünlüğüne yönelik gerçek ve ciddi bir risk doğacaksa tedbire başvurulabilir.

24.   Somut olayda başvurucu, cezaevine girmesinin sağlık sorunları nedeniyle Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkını ihlal ettiğini ileri sürerek tedbiren hapis cezasının infazının ertelenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

25.   5275 sayılı Kanun'da akıl hastalığına tutulanlar dışında diğer hastalıklarda, cezanın infazına, resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunacağı, ancak bu durumda bile hapis cezasının infazının, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ettiğinin anlaşılması durumunda mahkûmun cezasının infazının hasta kişi iyileşinceye kadar geri bırakılacağı kural altına alınmıştır. Kurala göre,  geri bırakma kararı, Adlî Tıp Kurumunca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca verilir. Mahkûmun sağlık durumu, geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığınca veya onun istemi üzerine, bulunduğu veya tedavisinin yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca, sağlık raporunda belirtilen sürelere, bir süre bulunmadığı takdirde üçer aylık dönemlere göre bu fıkrada yazılı usule uygun olarak incelettirilir. İnceleme sonuçlarına göre geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığınca, geri bırakmanın devam edip etmeyeceğine karar verilir. Geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine, mahkûmun izlenmesine yönelik tedbirler, bildirimin yapıldığı yerde bulunan kolluk makam ve memurlarınca yerine getirilir. Bu fıkrada yazılı yükümlülüklere aykırı hareket edilmesi hâlinde geri bırakma kararı, kararı veren Cumhuriyet Başsavcılığınca kaldırılır. Bu karara karşı infaz hâkimliğine başvurulabilmektedir.

26.   Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), hukuka uygun olarak özgürlüğü kısıtlanan herkesin insan onuruna uygun koşullara sahip olma hakkı bulunduğunu, alınan tedbirlerin uygulanma koşullarının kişiyi sıkıntıya ya da hürriyeti bağlayıcı cezaya bağlı kaçınılmaz üzüntü seviyesini aşacak yoğunlukta bir ümitsizliğe sokmaması gerektiğini vurgulamaktadır (Kudla/Polonya, B. No: 30210/96, 26/10/2000, § 94).

27.   AİHM ayrıca, AİHS'nin hükümlü ve tutuklu bir kimsenin sağlık gerekçesiyle serbest bırakılması için hiçbir "genel zorunluluk" getirmediğini, ancak doğal olarak ortaya çıkan fiziksel ya da ruhsal rahatsızlıklardan kaynaklanan acının, yetkililerin sorumlu tutulabileceği tutukluluk veya hükümlülük koşullarından dolayı artması ya da artma riski bulunması halinde, bu durumun AİHS'nin 3. maddesi kapsamına girebileceğini belirtmektedir (Mouisel/Fransa, B. No: 67263/01, 14/11/2002, § 38).

28.   Sağlık gerekçesiyle her durumda kişinin serbest bırakılmasına ilişkin bir yasal zorunluluk bulunmamakla birlikte, tutuklu veya hükümlü kişilerin sağlıklarıyla ilgili olumsuzlukların ortaya çıktığı durumlarda ilgili mevzuat (§ 12-14) bu kişilerin mutlaka cezaevinde tutulmalarını da emretmemektedir.

29.   Somut olay kapsamında, üç yıl dokuz ay hapis cezasına mahkûm edilen, ancak cezasının infazına başlanmayan başvurucunun talebi, "maruz kaldığı ağır bir hastalık nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız başına idame ettirip ettiremeyeceği hususunun ancak infaza başlama halinde ceza infaz kurumu koşullarında anlaşılacağı" gerekçesiyle reddedilmiştir.

30.   5275 sayılı Kanun'da, cezaevinde bulunan bir mahkûmun cezaevinde kalmasına engel bir hastalığının çıkması üzerine, öncelikle hastaların tedavilerine resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunacağı ve ancak hapis cezasının infazının, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ettiğinin anlaşılması durumunda mahkûmun cezasının infazının hasta kişi iyileşinceye kadar geri bırakılacağı, geri bırakma kararının ise Adlî Tıp Kurumunca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca verileceği kurala bağlanmakla birlikte, cezaevine girmeden önce hastalık nedeniyle infazın geri bırakılması usulüne ilişkin açık bir düzenleme bulunmadığı anlaşılmaktadır. Başvurucunun hapis cezasının infazının ertelenmesi yönündeki başvurusu, ilgili Başsavcılık ve itiraz başvurusunda bulunulan mahkemelerin kararları ile ceza infaz kurumu koşullarında sağlık raporlarında belirtilen hususların gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılması üzerine infazın geri bırakılması konusunun değerlendirilebileceği gerekçeleriyle reddedilmiştir.

31.   Başvurucunun hastalığı ile ilgili olarak Haseki Hastanesi ve Özel Amerikan Hastanesi tarafından hazırlanan raporlarda, başvurucunun hastalık tanısının "Kronik Lenfositer Lösemi" olduğu, bu hastalığın dördüncü evresinde bulunulduğu, hastanın RFC kemoterapi tedavisi aldığı, bu tedavinin altıncı seansının 5/1/2015 tarihinde verileceği ve anılan tedavinin yüksek enfeksiyon riski taşıdığı ve hastanın "bağışıklık riskinin" kemoterapiye ilişkin baskılanmasının kemoterapi bitim tarihinden üç ay sonuna kadar devam edeceği tespitlerine yer verildiği görülmektedir.

32.   Bu kapsamda, 6216 sayılı Kanun'un 49. maddesinin (5) numaralı fıkrası ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 73. maddesindeki şartların gerçekleşip gerçekleşmediğinin, bir başka deyişle, ibraz edilen tıbbi raporlarda ifade edilen hastalığın nitelik ve boyutunun araştırılması ve başvurucunun hapis cezasının infazına fiilen başlanmasının, başvurucunun anılan hastalığı nedeniyle hayati risk oluşturup oluşturmayacağı hususunun, Adli Tıp Kurumu tarafından yapılacak tetkik ve muayeneden sonra düzenlenecek rapor çerçevesinde belirlenmesi ve bu amaçla başvurucunun sağlık durumunun tespiti için Adli Tıp Kurumuna sevkine karar verilmesi gerekir.

V.     KARAR

Açıklanan gerekçelerle;

A.       Başvuru kapsamındaki tedbir talebiyle ilgili olarak,

1.         Başvurucunun, ibraz edilen tıbbi raporlarda ifade edilen hastalığının nitelik ve boyutunun araştırılması ve başvurucunun hapis cezasının infazına fiilen başlanmasının, başvurucunun anılan hastalığı nedeniyle hayati risk oluşturup oluşturmayacağı hususunun tespiti için, hükmün infazına başlanılmaksızın ADLİ TIP KURUMUNA SEVK EDİLMESİNE,

2.         Başvurucunun sevk işleminin yapılması ve düzenlenecek raporun gönderilmesi için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına,

B.       Başvurucunun tedbir talebinin düzenlenecek uzman heyet raporundan sonra DEĞERLENDİRİLMESİNE,

24/4/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

                                   

 

Başkan

Burhan ÜSTÜN

Üye

Nuri NECİPOĞLU

Üye

Hicabi DURSUN

 

 

 

 

 

 

Üye

Erdal TERCAN

Üye

Hasan Tahsin GÖKCAN